Bir intihar mektubunda şöyle yazıyordu; “Tanrım kollarını açar mısın? Sarılacak kimsem kalmadı.”
Tiyatrodan uzaklaşmıştım, yaptığım işler tutmuyor, çalınıyor ya da yarım kalıyordu. Hevesimin ve motivasyonunum tükendiği noktadaydım, arkadaşlarımdan da uzaklaştık. Bir gece günlük yazarken geldi dergi fikri. Bir ticaret amacında değildim, dostlarımla aynı çatı altında olmayı istedim. Kimisi dahil olmak istedi, kimisi “yokum” dedi. “Dergi nasıl yapılır?”konusunda bir fikrimiz bile yoktu. Amacımız dergi yapmak da değildi zati, yazalım kalemimiz güçlensin, birlikte olalım ve bize anı kalsın düşüncesindeydik. Mail adresimize birkaç metin geldi, kapak çizimi için çok değerli bir insan gönüllü olabileceğini söyledi -ki kapak konusu aklımızda bile yoktu- ve Aylak’sızlar dergi ete kemiğe büründü. Şimdi sadece bir fikir değil aynı zamanda bizatihi de olsa girişimdir. İlk sayıları bize destek olan çok güzel insanlarla birlikte güç bela çıkarabildik, fakat ayakta kalmayacağı belli olmuştu. Ücretsiz olarak yayın yaptığı için bir gelir gelmiyor ama gider oluyordu, bunu da biz karşılayamıyorduk. Müthiş fiyatlar veriyorlardı grafik tasarım için, hiç alakamız olmadığı halde onu da öğrendik. Gideri sıfıra düşürdük. Girişimden maddi gelir elde etmeyi hedeflemedik, hiçbir zaman da olmayacak. Bu girişimin şimdiki hedefi herkes istediği zaman okusun. Biz değirmeni bir şekilde döndürebiliriz, yeter ki AYLAK’sızlar okunsun. Para kazandıkça değil okundukça mutlu oluyoruz.

👆 1 oy
3 gün önce